Bu günkü ders cidden çok muazzam bir derstir. Muazzam olduğuna inanmak suretiyle dinleyelim ve belleyelim. Ve Rabbul Âlemin ve Tekaddes hazretlerinden mucibince tatbikini dileyelim.
''Ey iman edenler! Eğer kâfir olanlara itaat ederseniz sizi gerisin geriye çevirirler. Artık büyük zararlara uğramış olduğunuz halde geri dönmüş olursunuz.''
Mevla Teala buyuruyor ki:''Ey iman etmiş kullar! Size benden ziyade kimse acımaz ve sizi zararlardan haberdar ederek kimse kaçındırmaya çalışmaz. Ve karlarınıza delalet edip, karlarınıza sizi sevk etmeye kimse uğraşmaz.'' Mevla: ''Ancak Ben'' buyuruyor.
Eğer beni dinlerseniz ve benim sevgili habibimi dinlerseniz ve onun varislerini dinlerseniz dünyada ve ahirette hiç zorlanmadan meşakkatsiz bir hayat yaşarsınız. Ama bana muhalefet ederseniz, O'nun varislerine de muhalefet ederseniz, nelerle karşılaşacağınızı bu günkü ders size gösterecektir.
Erhamürrahimin olan Allah'ımız bizi hem kendisine, hem habibine hemde varislerine mutı' kullardan eylesin. Ve onlardan ayırmasın. Âmin.
Abdullah İbn-i Mubarek buyuruyor ki:
''Allah'a isyan ederken O'nu sevdiğini açıklarsın bu ise yemin ederim ki şaşılacak işlerdendir.
Eğer sevgin doğru olsaydı O'na itaat ederdin. Çünkü seven sevdiğine itaat eder...
Sevgiden doğan itaati, mahalline sarf edelim. O da Mevla'dır, sevgili habibi ve varisleridir. Mevla Teala her ne kadar mahal değildir, mahal olmaz ama itaat O'na yapılmalıdır. Çünkü itaat büyük şeydir. Büyük şeyler Allah'u Teala Hazretlerine ve O'nun taraftarlarına layıktır.
Fakat Allah'u Teala Hazretlerini tanımayan ve bilmeyen ve O'na boyun eğmeyenlere, teslim olmayanlara itaat edilirse çok yazık olur, çok ceza çekilir, hem dünyada hem ahirette kurtulunamayacak cezalara düşülür.
Mevla Teala buyuruyor ki:''Eğer kâfirlere itaat ederseniz sizi ökçelerinizin üzerine eski delaletinize çevirirler sizi kendileri gibi din bakımından iflas ettirirler, dünya ve ahiretinizi kaybedersiniz''
Münafıklar ne zaman ki Uhud muharebesinde ki mağlubiyeti gördüler, müminlere şöyle hitab ettiler: ''Eğer bu hak olsaydı mağlub edilmezdi. Dönün ondan.'' İşte o zaman bu ayeti celile nazil oldu.
Şu ayeti kerime de buna benzerdir:
''Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilmiş olanlardan herhengi bir güruha itaat ederseniz sizi imanınızdan sonra küfrediciliğe çevirirler:''(Ali İmran 100)
İslamiyetten sonra Ensar lakabıyla anılan Medine halkı, iki büyük kabile idi. Cehiliyye devrinde İslamiyetken çok önce Yemen'den Evs ve Hazreç adlarında iki kardeş gelip Medine'ye yerleştiler. Zaman geçtikçe bunların torunları çoğaldı. İki büyük kabile halini aldılar. Babalarının adlarına izafeten bunlardan birisine:''Evs kabilesi'' diğerine de ''Hazreç kabilesi'' denildi.
Önceleri kardeş gibi geçinen bu iki kabile arasında Yahudilerin ifsadıyla sonradan bir husumet meydana geldi. Birbirlerinin amansız düşmanı oldular. Aralarında kavgalar başladı. Daha sonra bu iki kabile arasında düşmanlık o kadar şiddetlendi ki büyük savaşlar halini aldı. Her iki tarafta da takat kalmadı, kabilelerin büyükleri ve elemanları bu muharebelerde telef oldu.
Allah'ın Resulü Mekke'den Medine'ye hicret ettiğinde Ensar'ın durumu bu idi. Çok geçmeden bu iki kabile, münafıklar hariç tamamen islamiyeti kabul ettiler. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunları islam kardeşliği altında birleştirdi, aralarında ki düşmanlığı kaldırdı. Böylece, birbirlerine karşı buz gibi sertleşmiş olan bu Evs ve Hazreç kabileleri su gibi yumuşadılar, birbirlerine karıştılar, bir vücut gibi oldular. İşte islam böyledir.İnsanları bir bütün yapar. Ama o islamı uygulamak lazımdır.
Bir gün bu iki kardeş kabile etrafından bazı kimseler sohbet ederlerken oradan bir genç delikanlı ile Şaş bin Kays adlı ihtiyar bir yahudi geçti. Bunların böyle senli benli konuşmalarına yahudi dayanamadı. Yanındaki delikanlıya: ''Vallahi bunlar böyle dost oldukça bizim bu belde de eğleşmemize imkan yoktur.Onlara git yanlarına otur ve eski zamana, savaşlara ait şiirler oku. '' Genç delikanlı yahudinin sözünü tuttu, ensarın yanına gelip onlarla konuştu, şiirler okudu, hislerini harekete geçirdi. Bu şiirleri duyan iki kabilenin adamları, daha önce bir vücud haline gelen insanlar, kalktılar birbirlerine girdiler hatta ''essilah, essilah!'' diyecek kadar ileri gittiler.
Savaşın başlamasına çok az kalmıştı ki durumdan Allah'ın Resulünün haberi oldu. Hemen oraya geldi ve onlara: ''Ey müslümanlar topluluğu! Allah sizi hidayet ettikten, cahiliyyeden kurtardıktan, aranızı te'lif ettikten sonra ve ben aranızda iken de mi cahiliyyet davasında bulunuyorsunuz?Eski küfür halinize mi dönmek istiyorsunuz?''
Ensar, canlarından çok sevdikleri Allah'ın Resulü'nün mübarek sözlerini duyunca hemen kendilerinin bir şeytan tuzağına düştüklerini anladılar, ellerindeki silahları bıraktılar, birbirlerinin boyunlarına sarılıp kucaklaştılar, ağlaştılar. İşte o zaman bu ayeti celile nazil oldu.
Cabir (Radıyallahu anh) Hazretleri: "Önü çok kötü, sonu çok güzel, bu günden başka bir gün daha görmedim." Demiştir ki hakikaten de öyle olmuştur.
İşte o hainin okuduğu şiiri dinlemek itaat sayıldı. Onun için (in tudı'u) ''eğer itaat ederseniz'' buyuruldu. Ve bu hareketin küfre dönmelerine sebep olduğunu beyan ederek:
''Sizi imanınızdan sonra çevirip kâfir yaparlar'' buyuruldu. Arkasından gelen Ayet-i Celilede de:
''Nasıl küfrediyorsunuz, nasıl kendinize yakıştırıyorsunuz ki sizlerin üzerinize Allah-u Tela'nın ayetleri okunuyor. Ve aranızda da Peygamber'i bulunuyor. Artık her kim ki Allah'a sığınırsa muhakkak doğru bir yola çıkarılmış olur''(Ali imran 1001)
İki müslümanın bir birine dalması, böyle mücadele etmesi bu ayet-i celilenin beyanına göre kâfirliktir. Her ne kadar sahibi kâfir değilse de yaptıkları işin kâfirlik işi olduğu anlaşılıyor.
Ve böyle bir tehlikeden halas olmak için de Allah Teala Hazretlerine ve Kitabına sarılma ile ilacı ve tedavisi mümkün oluyor. Onların bir şiirini dinlemek bu kadar zararlara yol açarsa, ya daima onların yüzüne bakmak, onları dinlemek, onlara uymak, şekillerini alıp adetlerini tatbik etmek ve onlarla arkadaşlık etmek, söyleşmek muhabbet etmek bütün bunların insanı nere götüreceğini iyi düşünün. Yapmış olduğumuz her işte onlara benzememeye son derece gayret edeceğiz.