Evet, Mevla Teala ne buyurmuştu:
"Bilin ki, Allah gerçekten kişi ile kalbi arasına girer ve sizi muhakkak toplanıp O'na varcaksınız" (Enfal sr:24)
"Kişi ile kalbi arasına girer" ne demek? Allah-u ve Resulünün davetine icabet etmeyen kimselerin kalbine şeytan hükmeder. Artık o insana iman ettiremezsiniz, zikrettiremezsiniz.
Sevmek kalbin işidir. O da nasıl hasıl oluyor? Resulullah'ın davetine icabet etmekle. Mevla Tealaşöyle buyuruyor?"Eğer ona itaat ederseniz, ben size aşık, sizde bana maşuk olursunuz"
"(Resulüm) şöyle de: "Eğer siz Allah(-u Tealay)ı seviyorsanız, hemen bana uyun ki, Allah da sizleri sevsin" (Ali imran sr:31'den)
Kalbiniz mühürlenirse dahe ne yapabiliriz? Tarikata girenler kendilerine verilen zikir virdlerini, derslerini, her gün yapmalıdırlar. Ders bir gün terkedildi mi tarikat ehli 80 gün geriye atılır. Ceza olarak zikirden soğur, taş dolu çuvalı taşımaya razı olur, zikretmeye gönlü gitmez.
Tariakat derslerinde gevşeklik yapanlar: "Ya Rabbi!Şimdiye kadar cahillik ettim, söz veriyorum bundan sonra ölünceye kadar inşallah gevşeklik yapmayacağım." desinler. Hazreti Allah yardım eder.
İşrak, kuşluk, evvabin, kabirnur, teheccüd namazlarını kılmaya dikkat edin, yatsı namazını kıldıktan sonra, boş laflar etmeyin, maleyanide bulunmayın. Boş vakit buldunuz mu hemen Allah'ı zikredin, hiç bir meşguliyet sizi Allah'ı zikretmekten alıkoymasın.
"Ey iman edenler! Sizi ne mallarınız, ne çocuklarınız Allah'ı anmaktan alıkoymasın"(Münafikun:9)
İhvanımızdan birine tarikat dersinde çok geçginlik geliyor, bir türlü zikrini tamamlıyamyormuş, bir keresinde tesbih çekmye oturduğunda bir yanına halasını diğer yanına annesini oturtmuş, geçginlik geldiğinde onlar dürtmüşler o da zikre devam etmiş. Dersini illa yapsın istiyor.
Bir zat: "Ya Rabbi bana dostlarından birini göster" diye Allah'a yalvardı. Mevla Teala da bir dostunun yerini ona ilham buyurdu. O da bildirilen yere gitti, o şahsı buldu. Baktı ki yanında aslan var, zaman zaman ona saldırıyor. Sordu "Senin bu halin nedir?" O da "Mevla Teala'ya yalvardım, Ya Rabbi! Seni unutup gaflete daldığımda ban birini musallat et " diye, O'da bu aslanı musallat etti. O'nu unuttuğumda bana saldırıyor.
Velhasıl yeter ki Mevla Teala unutulmasında aslan saldırsın zararı yok. Allah-u Teala'dan gafil olmak insan öyle bir zararlıdır ki, arslanlar kemirse o kadar zararı vermez.
Nefis deve kuşuna benzer, ona "Kuşsun uç" denilse "Deve hiç uçar mı" der. "Deve isen yük yüklen'' denilse "Kuş hiç yük yüklenebilir mi" der. Nefis böyledir, hiç iş görmek istemez.
Mevla Teala bize öyle bir nefis verdi, fakat şeriatı yaşayarak onu terbiye edin buyurdu. İbadetlerimizi noksan etmemeliyiz. Bakın Mevla Teala ne buyurdu:
"Ve siz toplanıp ona varacaksınız"
Dönüşünüz banadır, o zaman size azabederim yahut size acı konuşurum, cehennemin azabından daha ağır gelir size.
Dersimizin ayetlerine devam edelim:
"Birde öyle bir musibetten korkun ki, o, yalnız içinizden zulmedenlere isabet etmez (bu bela başklarınada geçer, umumi olur) Bilin ki! Allah'ın azabı çok şiddetlidir."
Bir hadis-i şerifte: "Bir kimse bir kavmin içinde bulunur ve onların arasında günah işler, bu kavimde onun günahını bozmağa kadir oldukları halde onu mentemezlerse, Mevla Teala, ölümlerinden önce o kavme azabını muhakkak isabet ettirir." buyuruluyor.
Bir adam içki içsegünah işlemiş olur, diğer insanlarda güçleri dahilinde ona engel olmadıkları için sorumlu olurlar.
Otobüs, tren, vesair taşıtlarda bulunulduğu zaman radyoyu açmışlar, çalgı, şarkı dinletiyorlarken, susturulması söylense vazife yapılmış olur. Eğer söz dinlemeyip kapatılmaz ise:
"Ey Allah'ım! Muhakkak şu münkerdir." denilmesi gerekir.
Dersimize devam edelim:
"O zaman hatırlayın ki, siz (Ey muhacirler) bir vakit (siz Mekke-i Mükerreme de) zayıf ve hakir görülen bir azınlıktınız. Kafirlerin sizi çarpıp yakalanmasından korkuyordunuz, öyle iken (Allah sizi Medine-i Münevverede) barındırdı, ev bark sahibi yaptı ve yardımıyla kuvvetlendirdi. Size en parlak ve temiz şeylerden (ganimetlerden) rızık verdi, gerek ki şükredesiniz."
Mevla Teala Hazretleri, müminleri fitneden tazhir ettikten (korkuttuktan) ve müminlere ihsan ettiği nimetlerini beyan ettikten sonra, Allah'a ve Resulüne karşı hainlikten sakınmalarını beyan etmek üzere şöyle buyuruyor:
(Ders ayeti)
"Ey iman edenler! Allah'a ve Resulüne hıyanet etmeyiniz. Böyle yaparsanız, bilerek emanetlerinize hyanetlik etmiş olursunuz."
Ayet-i celilenin sebebi nuzülünü anlatalım: Resulullah (sallallahu aleyi ve sellem), Ben-i Kurayza yahudilerinin kalelerini muhasara etti. Kurayzalılar, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) den Şam topraklarında Eriha denilen mahalle göç etmelerini istedi.
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ben-i Kurayza'ya Saad ibn-i Muaz'ın hükmüne razı olmlarından başka hiç bir şeye müsade etmeyeceğini bildirdi. Yahudiler bu teklifi kabul etmediler ve Cenab-ı Resul (sallallahu aleyhi ve sellem) den, Ebu Lübabe'yi kendilerini göndermesini istediler.
Ebu Lübabe onların nasihatçisi idi, çünkü malları ve ehli iyalin yahudilerin içerisinde idi. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ebu Lübabe'yi onlara gönderdi, onlar; "Ey Ebu Lübabe!Ne dersiniz? Sad İbn-i Muaz'ın hükmüne razı olalım mı? " Diye sordular. Ebu Lübabe eliyle boğazını işaret ederek, Saad hakkındaki düşüncesini onlara bildirdi. Bu işaret: "Saad'ın hükmü keskindir sakın buna razı olmayın" demekti. Bu bir hıyanetti, ama olmuştu bir kere..,
Ebu Lübabe buyuruyor: "Onlara işaret ettim, vallahi ayaklarım oradan ayrılmadan Allah ve Resulüne hıyanet ettiğimi bildim" diyor. Sonra, Ebu Lübabe hiç etrafına bakınmadan ve Resulullah'a uğramadan doğru mescide gitti ve kendini mescidin direklerinden birine bağladı da: "Vallahi ölünceye kadar, yahut Allah tövbemi kabul ediceye kadar yiyecek, içecek tatmayacağım" dedi.
Ebu Lübabe'nin bu durumu Resulullah(sallallahu aleyhi ve sellem) e ulaşınca, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem): "Bana elmi olsaydı, onun için istiğfar ederdim, fakat o yapacağını yapmış, Allah-u Teala tövbesini kabul edinceye kadar onu çözüp salamam." buyurdu.
Ebu Lübabebu halde yedi gün mescidde kaldı, bayılıncaya kadar bir şey yemedi ve bir şey içmedi, sonra Allah-u Teala tövbesini kabul etti. Kendisine tövbesinin kabul edildiği haber verilince, Ebu Lübabe bu defa: "Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) gelip beni çözünceye kadar, vallahi kendimi çözmem" dedi.
Sonra Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz mübarek elleriyle Ebu Lübabenin düğümlerini çözdü. Tövbesi kabul edilen ve ipten kurtulan Ebu Lübabe: "Ey Allah'ın Resulü! Tövbemin tamam olması için, günah isabet eden kavmin arasında bulunan evimden ayrılacağım ve bütün malımdan sıyrılacağım" dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ise: "Tasadduk etmen için malının üçt ebiri kafidir" buyurdu.
Bunun üzerine bu ayet-i celile nazil oldu. Şeriatın aleyhine konuşmak Allah'a hainliktir. İnsanoğlu kendi karı için Allah'a hainlik edebilir. İnsanlar arasındaki alacaklar da, verecekler de hep emanettir. Mesela: Bir kimsenin baltası odun kesmek için emanet alınsa da, sonra onunla taş vurulsa, bu emanete hainlik demektir.
(Ders ayeti)
"Biliniz ki! Mallarınız ve evledınız birer fitne (imtihan) dır. Şüphesiz büyük mükafat ise Allah katındandır."
İnsanlara isabet eden musibetlerin çoğu mal ve evlat sebebiyledir. Bakın! Ebu Lübabe'nin hainliğine kim sebep oldu? Evlatları ve malı değil mi?
Şeytan bir dakika zaman bulsa, insanları yoldan çıkarmaya çalışıyor. Bizler de bir dakika müsait bir zaman bulduğumuzda bir insanı doğru yola almaya çalışalım.