(Ders ayeti)
"(Ey Habibim!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik."
Resulullah(sallallahu aleyhi ve sellem) bütün alemlere rahmettir. İnsan alemine, melek alemine, cin alemine, hayvanat alemine, bütün alemlere..,
Neden rahmettir? En evvelde sadece Mevla Teala vardı. Zat-ı Pak-i Sübühaniye, esma-i ilahiye, sıfat-ı ilahiye, efel-i ilahiye vardı. İnsanlar,cinler,melekler,hayvanat,yerler,gökler,güneş,ay,yıldızlar hiç bir şey yoktu. Mevla Teala'yı bilecek, tanıyacak, O'na ibadet edecek, O'nun rızasını kazanacak kimse yoktu.
Bir Hadis-i Kudsi'de buyuruldu ki:
"Ben bir gizli hazine idim,bilinmekliğimi sevdim, beni bilsinler için mahlukatı yarattım"
"Ben sevdim" buyurunca, sevgi sıfatının sureti meydana geldi. Bu hasıl olan nedir? Peygamber Efendimiz(sallallhu aleyhi ve sellem) in hakikatidir. Bütün mahlukların hakikatı o nurdan alınmıştır. İşte bunun için Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bütün alemlere rahmet oldu. Risaleyi Kudsiyye sahibi, büyük şeyh efendi, Mustafa İsmet Garibullah (kuddise sirruhu) buyurur ki:
Görünmek istedi ol Zat-ı Yezdan,
Zuhura geldi ol sultan-ı ekvan(kainatın sultanı) -o da kimdir?-
Muhammed aleme rahmettir ey can!
Anın nurundan oldu cümle imkan(bütün kainat) (syf:3)
Cenab-ı Hak hepimizi onun nurundan yarattı. Resulullah'ın nurundan yaratılmakla , o hepimize rahmet olmuş oldu. "Muhammed aleme rahmettir" nasıl denmesin ki? Cahillikten kurtulmaya,cehenneme atılmaktan muhafazaya sebep oldu.
Vahşilikten ehilliğe dönmeye sebep oldu, şeriatı öğrenmeye vesile oldu, Allah'ın razı olacağı şekilde yaşamağa sebep oldu, ahireti kazanmaya sebep oldu,cennete girmeye, Mevla Teala'nın cemalini kazanmaya sebep oldu, oldu da oldu, saymakala bitmez.
Mevla Teala'dan başka ne varsa alem-i imkandır. O da neden meydana geldi? Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) in nurundan. Bir hadis- kudsi'da ne buyuruluyor:
"Eğer sen olmasaydın (Habibim!) kainatı yaratmazdım."
"Eflak"tan murat, kainatın hakikatıdır, yani Mevla Teala buyurmuş oluyor ki: "Senin gibi bir peygamberimi meydana getirmek için bütün kainatı yarattım."
O'nun gelişiyle her şey öğrenildi, öğrenmek için imkan kapıları açıldı. Pend-i Attar'da şöyle bir beyit vardır:
"Arifan başet ki, gerdet hakşinas. Her ki arif nist, nebuvet cins-i nas."
"Arif o kimse olmuştur ki, Mevla Tealayı bildi.
Kim ki arif olmadı, o insan cinsinden değildir."
İnsanın, ormandaki hayvandan farkı Allah'ı bilmesidir. Sonra, insanda şeriat vardır, onlarda yoktur.
Mesela: Çakalı düşünelim, hiç Kur'an okur, ya da ondan bir emri yapar mı? Çakal namaz kılmaz, öyle insanlar vardır ki, onlar da kılmaz. Çakal abdest almaz, onlar da almaz. Çakal zikretmez, onlar da zikretmez. Çakal yemek yerken besmele çekmez, ellerini yıkamaz, onlar da besmele çekmez,ellerini yıkamaz.
Bir kadın hakkında, kocasının onu hiç onu kıskanmadığını söylediler. Horoz bunlardan daha erkektir. Niçin? Yabancı bir horozu kat'iyyen tavuklarının arasına sokmaz da onun için, ben de dedim ki: "Allah(celle celalühü) bu kadının kocasına horoz kadar kıskançlık versin."
"Seni ancak bütün varlıklara rahmet olarak gönderdik"
Böyle bir ayet-i kerime, hiç bir peygamber hakkında nazil olmamıştır. Eğer Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) in nuru yaratılmasaydı, bütün canlılar ve kainat yokluk karanlıklarında kalacaktı. Ne Mevla'nın Zat-ı Pak-i Sübühaniyesi bilinecekti, ne esma-i ilahiyesi bilineceketi, ne sıfat-ı ilahiyesi bilinecekti, ne efal-i ilahiyesi bilinecekti, ne ruh bilinecekti, cennet, cehennem, hiç bir şey bilinmyecekti.
Peygamber(sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin böyle bütün alemlere rahmet olması, şeratının cihanşümul bulunması, O'nun bütün mahlukattan efdal bulunduğuna en kuvvetli bir şahit olmuştur.
Hulasa: Resulullah(sallallahu aleyhi ve sellem) in vücudu, bütün alemlere rahmettir, ancak o rahmetten istifade etmek isteyenler, O'nun rahmet olduğunu tasdik etmekle, feyzinden istifade etmişlerdir. İstafede etmek istemeyenler ise, yarasa kuşunun güneşi inkarı gibi, şeriat-ı Ahmediyye'yi inkarla, feyz-ü irfanından mahrum kalmışlardır.
Gelelim dersimizin 2. ayet-i kerimesine:
"(Habibim!) De ki:Bana muhakkak vahyolunuyor ki, sizin ialhınız şüphe yok bir ilahtır. Hala müslüman olmayacak mısınız? "
Ondan başka bir ilah yoktur, ondan başkası uluhiyet ve ma'budiyet sıfatını haiz değildir. O'na şerik koşmak asla olmaz! Ama acaibtir, cah,l insan öyle bir şerik ittihaz eder ki, onu Mevla'dan üstün yapar. Kendisini yediren,içiren,giydiren,yaşattıran Mevlasını unutur.
Peygamber Efendimiz(sallallahu aleyhi ve sellem) riya için küçük şirktir buyurdu. Bir gün Hazreti Ömer (radıyallahu anh), Muaz İbn-i Cebel (radıyallahu anh) ı ağlar gördü. "Niçin ağlıyorsun?" diye sorduğunda, Muaz İbn-i Cebel (radıyallahu anh): "Bu kabrin sahibi, Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) in şöyle dediğini duydum."
"Riyanın en azı şirktir." İşte bunun için ağlıyorum dedi.
Riya: Rüyet (görmek) ten gelir. Riya demek, iyi görünmeye çalışmakla, insanların kalbinde iyi yer etmeği istemektir. Bu şekilde gösteriş haramdır, başkalrının beğenmelerini veya beğenmemelerini düşnmek yasaktır.
İnsanların, insana verecek cennetleri mi var da, onlara gösteriş için ibadet edeceksiniz. İnsan insana bir buğday tanesi,bir mısır tanesi, bir arpa, bir susam tanesi veremez.
Hepsini Mevla Teala yarattığı halde, niçin O'nun gösterdiği yolda yürümezsin de, cahil bir insanın gittiği yolu takip edersin? Halbuki Mevla Teala ne buyurdu:
(Ders ayeti)
"Eğer yüz çevirirlerse, artık de ki: Size müsavat üzere bildirmiş oldum. O vait olunduğunuz (korkutulduğunuz) azap, yakın mıdır, uzak mıdır? Bilmiyorum."
Ayet-i Kerime de geçen (tevellev) kelimesi, fiil-i mazi olup cemi müzekker gaiptir. (yüz çevirdi) manasındadır. Fiil-i muzariyi cezmeden (in) edatından sonra geldiği için yüz çevirirlerse manası verilmiştir.
Bazı ayet-i kerimelerde geçen (tevellev) kelimesi ise, fiil-i muzari olup başında bulunan (te) hazfedilmiştir.
Mesela Nur suresinin 54. yet-i celilesinde:
"Eğer yüz çevirirseniz, ancak onun üzerine yükletilen vardır"
Burada bulunan (tevellev) aslında (tetevellev) olup, fiil-i muzari,cemi,müzekker,muhataptır. Bir kelimenin ne zaman mazi, ne zaman muzari olduğu geçtiği ayet-i kerimenin siyakından ve sibakından (evvelinden ve sonundan) anlaşılır.
Bu ayet-i celile de Mevla Teala Hazretleri, Resulüne bildiriyor ki: "Ey alemlere rahmet olan Habibim! Kendilerine islamı tebliğ ettiğin kimseler, bu davete icabet etmekten kaçınırlarsa, sen onlara de ki:"Hepinize aynı şekilde ilan ettim, taraf-ı İlahiden tebliğe memur olduğum şeyleri sizlere bildirdim, tehlikeleri anlattım. Şimdi iş Mevla Teala ile sizin aranızdadır. Vaad olunduğunuz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilemem"
Burada vaad olunan şeyden murat: Taraf-ı ilahiden nazil olacak azaptır. Buna göre mana:"Başınıza harp mi, zelzele mi, şiddetli bir rüzgar mı, fırtına mı, yangın mı, ne gelecek, ne zaman gelecek, yakın mıdır, uzak mıdır bilmiyorum." demektir.
Bakınız mesela Bosna Herseklilere Mevla Teala bu ayet-i celile ile haber vermişti, hocalar vasıtasıyla bunlar hep anlatılmıştı. İhlas üzere iman edip, Ceanb-ı Hakkın emirlerine boyun eğilmesi gerektiği halde, islamiyetten kaçınılınca neler oldu? Ne felaketlere maruz kalındı? Binlerce bakire kızı sırplar alıp götürdüler.
Bunca müslüman hunharca öldürüldü ve hala da öldürülmeye devam ediliyorlar. Bütün bunlara dayanılır mı soruyorum size? Mevla Teala haber veriyor bize: "Eğer kulluğu kabul eder, gerekenleri yerine getirirseniz kimse karınıza,kızınıza dokunamaz" Ya Rabbi! Müslümanların şerefini,namusunu,herşeyini muhafaza eyle, hem dünyada, hem kabirde, hem ahirette.