ALDATILMASI KOLAY OLANLAR KİMLERDİR?

   
   
SOHBET SONU
 
Cilt:2                           Sohbet:42                           Yusuf 108-11
   
   
   
ANASAYFA     SOHBETLER
SOHBETLER
Mahmud Efendi Hazretleri'nin sohbetleri
   Allah'ın dinine davet etmek Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) in vazifesi olduğu gibi, O'na tabi olanların da vazifesidir.

   Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) e tabi olanlar  kimlerdir? Onun gibi inanan, Onun gibi namaz kılan, Onun gibi zekat veren, Onun gibi bütün islami vecibeleri yerine getirenlerdir.
   Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizden sonra Cebriyye, Kaderiyye, Şia ve Alevilik gibi batıl inanç ve amellere sahip olan fırkalar çıktı. Bu çok üzücü bir şey.

   Bunları bırakalım hepimiz Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) e aynen tabi olan Ehl-i Sünnet ve'l cemaat'e uyalım, uyalım da kurtuluşa erelim. Ehl-i Sünnet ve'l cemaatin reisi Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)dir, Erkanı Hulefa-i Raşidin'dir, Efradı Sahabe-i Kiramdır.

   İki üç yıl evvel vefat etmiş olan bir hoca efendiyi rüya da gördüler, kendisi sakalsızdı. Halbuki hayatta iken sakalı vardı. Dediler ki: "Sakalın niçin yok?" O: "Biz cennetteyiz, cennette sakal yoktur." diye cevap verdi. Ve şöyle bir tenbihte bulundu: "Millete söyleyin Ehl-i Sünnet Ve'l Cemaat mezhebinden olsunlar. Ben onlara mensub olduğumdan bir çok kusurlarımı bağışladılar." Rüyadır ama dine uygundur.

   İmanın şartlarını, İslamın şartlarını öğrenip, içki içmek, kumar oynamak gibi Mevla Teala'nın haram kıldığı şeylerden kaçınarak emirlerini yerine getirdiğimizde Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)e uymuş oluruz.

   Bir ibarde şöyle gelir:
"Kolu paçayı sıva,din işlerinde müctehid (gibi) ol.
Çekilip (hiç itiraz etmeksizin körü körüne) çekilmekliği kabul eden devenin misli olma."

   Bu beyitin kıssası şöyledir:

  Eskiden tren, gemi, kamyon gibi vasıtalar olmadığından ticaret eşyaları develerle taşınırdı. 200-300 deve zincirleme kafile halinde giderlerdi.
   Böyle bir kafile gece yol alıyordu.Öndeki deve durdu, sahibi de uyuya kaldığından bundan habersizdi, deve durunca yuları sarktı, bir tarla faresi geldi ipi kesti, taktı dişine başladı deveyi deveyi çekmeğe, koca deve farenin arkasından gitti. Derken fare yuvasına girdi ipi halen çekiyor, bu esnada devenin sahibi uyandı bir de baktı, ne görsün devesi bir deliğin başında duruyor.

   Okumayan adam bu kıssada anlatılan deveye benzer, bir dinsizin ufacık bir asılmasının peşine gider, aldatılması kolaydır, bu kadar da gözü kapalı itaat olur mu?

   Gelelim dersimizin ayet-i celilesine, Mekke müşriklerinin: "Allah-u Teala, peygamber gönderecek olsaydı meleklerden gönderirdi." demeleri üzerine şu ayet-i celile nazil olmuştur:

   "Ve senden evvel göndermedik, ancak şehirler ahalisinden kendilerine vahyeder olduğumuz bir takım erkekler gönderdik. Münkirler yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı? Baksalar ya kendilerinden evvelkilerin akıbetleri nasıl olmuştur? Ve elbette ahiret yurdu ittikada bulunmuş olnalr için daha hayırlıdır. Artık akıl erdirmiyecek misiniz?"

   Mevla Teala dersimizin diğer ayet-i kerimesinde de şöyle buyuruyor:
  "Nihayet o peygamberin ye'se düştükleri ve kendilerinin hakikaten yalana çıkarıldıklarını zannettikleri zaman onlara nusretimiz geliverdi. Artık dilediğimiz kimseler necata erdirildi ve mücrimler olan kavimden ise azabımız geri döndürülmeyecektir."
   Nuh (aleyhisselam) 950 sene Mevla Teala'nın yardımını bekledi. Peygamberler Mevla Teala'dan ümitlerini kesmezler, lakin Mevla Teala onları öyle imtihanları maruz bıraktı ki neredeyse ümitlerini keseceklerdi.

   Sure-i Bakara'da mevzumuzlz alakalı olarak şöyle buyurulur:
   "Yoksa cennete gireceğinizi mi zannettiniz? Sizden evvelki geçmiş ümmetlerin hali sizlere gelmedikçe. Onları nice şiddetli ihtiyaçlar, hastalıklar kapladı ve sarsıntılara uğradılar. Hatta peygamberleri ve O'nunla beraber iman edenler:'Allah'ın yardımı ne zaman?" diyecek bir hale geldiler. Haberiniz olsun Allah'ın yardımı şüphe yok ki pek yakındır." (Ayet:214)

   Mevla Teala, gönderdiği peygamberler ümitlerini kestikleir zamanda yardımının yetiştiğini beyan ettikten sonra, Yusuf (aleyhisselam)ın kıssasının önemini beyan etmek üzere şöyle buyuruyor:

(Ders ayeti)
   "Muhakkak ki onların kıssalarında,halisa kul sahipleri için bir ibret vardır. Kur'an uydurulacak bir söz değilidir. Velakin kendisinden evvelkini tasdiktir ve herşeyin mufassalan beyanıdır ve iman eder kavim için bir hidayettir, bir rahmettir."

   Yusuf (aleyhisselam)ın hayatının her dönemi ibrettir. Kuyuya atılması, kuyudan çıkması, hapse girmesi, hapisten çıkması, kölelikten kurtulup melikliğe yükselmesi, uzun müddet ayrı kaldıktan sonra, babaları ve kardeşleriyle birleşip görüşmesi, Zeliha valide ile evlenmesi... Bütün bunlarda ibretler vardır. Mevla Teala dilediğini yapar, Onun işine kim karışabilir?

   Ayet-i Celile'de buyurulduğu üzere:
"(Allah-u Teala) yapacağından sual olunmaz,onlar ise sual olunur." (Enbiya sr:23)