Allah Teala Hazretleri kitabın hakim olduğunu beyan edip, beşerden resul gönderdiğine de taaccub eden kafirlerin taaccublerine mahal olmadığını bildirdikten sonra, kendisini kullarına tanıtmak üzere buyuruyor ki;
(Ders ayeti)
''Muhakkak ki Rabbiniz o Allah (Teala) dır ki gökleri ve yeri altı günde yarattı. Sonra arş üzerine istiva buyurdu. Her emri tedbir ediyor. Onun izni olmadan hiç bir şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz ALLAH'tır. Artık O'na ibadet ediniz! Hala düşünmeyecek misiniz?"
Koca gökleri, direksiz kubbeleri, zincirle asılı olmadan devamlı tutan, birbirine çarpmadan, deveran eden yıldızları, ayı ve güneşi, üzerinde gezilen, yaşanılan, dünyayı yaratan ne kadar büyük bir Allah'tır ki, bu kadar büyük bir kainatın tedbiri yed-i kudretindedir.
Şimdiye kadar ki tedbirlerinde hiç hata etmedi, bundan sonra da etmeyecektir. Çünkü Hakim'dir. Hakim ne iş işlerse yerindedir. Tedbir üzere kainatı yaşatmaktadır. Sonra kendisi murad ettiği ana yıkacak ve tebdil edecek şu ayet-i celilenin sırları meydana gelecektir:
"O günde arz başka bir arza, göklerde başka bir göklere tebdil olunacak. Hepsi birden vahid, kahhar olan Allah(u- Tealan)ın huzuruna çıkarlar."(ibrahim suresi:48)
İşte gözümüzün önünde bu kadar azametli manzarayı yaratan Allah'ı (celle celaluhu) çok iyi bilmeye, çok iyi kulluk etmeye böylce maksada ulaşmaya çalışalım.
Bütün mükevvenatın umur-ı idaresi, bütün mahlukat üzerinde olan mustakil hakimiyet Mevla Teala Hazretlerine ait bulunduğundan O'nun müsadesi olmadıkça hiçbir kimse birşeye kadir olamaz.Ancak bu kainatı yaratan sevgili Allah'ımızın izniyle şefaat edenler olacaktır. Bu ayet-i kerime Cenab-ı Hakkın izniyle şefaatin mümkün olacağını göstermektedir.
(Ders ayeti)
"Hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Bu Allah (u- Tealan) ın muhakkak olan vadidir. Çünkü O, mahlukatı bidayeten (önce) vücuda getirir (yaratır), sonra da geriye çevirir ki iman etmiş ve salih ameller de bulunmuş olanları adaletle mükafatlandırsın için de, küfretmeleri sebebiyle kızgın sudan bir içki ve pek acıklı bir azab vardır."
Allah Teala Hazretleri, bu ayet-i celile de, kıyamet günün de bütün yaratılmışların dönüşlerinin kendisine olacağını haber vermektedir. Hiç kimseyi bırakmayacak ve ilk başta onları hiç yoktan var ettiği gibi yeniden halk edecektir.
Bu mahlukatı yok ettikten sonra yeniden diriltilmesinin sebebi de iman edip ameli salih işleyen kullarını adl-i ilahisi olan cennetle ve cennete müşahede ettireceği cemeliyle mükafatlandırsın içindir. Öyle bir cennetle ki göz görmemiş, kulak işitmemiş, hatıra hayale gelmemiş, insanları hayran edecek,hayretler düşürecek nimetlerle doludur. Fakat cemalini gösterdiğinde onun lezzetinden hepsi unutulacak. Fazl-ı kereminle sen nasip eyle Ya Rabbi!..,
Ya Rabbi! Bütün talebelerimizi, kardeşlerimizi ve cemaatımızı dünya sevgisinden ve şehevat-ı nefsaniyeden halas eyle. Amin!...
Mevla Teala kendini bildirmeye devam ederek buyuruyor:
(Ders ayeti)
"O(Allah Teala hazretleri) öyle bir Halık-i Azim'dir ki güneşi bir ziya, ayıda bir nur kıldı. Ve ona menziller tayin etti ki senelerin sayısını ve hesabını bilseniz. Allah (Teala) bunları ancak hak ile yarattı. Bilen bir kavim için ayetlerini mufassalan beyan buyuruyor."
Allah Teala Hazretleri bu ayet-i celilede kudretin kemaline ve saltanatın büyüklüğüne delalet eden alametler yarattığını haber vermektedir.
Güneş çok büyük bür ışık kaynağıdır. Bu insanlar ne yazık ki kocaman bir ışık kaynağı olarak bu güneşi yaratan Allah'ı hiç düşünmezler. Fakat elektriği keşfeden Edison'u devamlı konuşurlar. Güneş parlarken hem ısıtıyor, hem aydınlatıyor hem de meyvaları, sebzeleri, otları, ekinleri yeşertiyor.
Güneş sanki bir fabrika diyeceğim ama güneşin yanında fabrika nedir ki domatesi kızartıyor. Armutu, üzümü, hıyarı, kavunu, karpuzu herşeyi kendilerine has bir renkle, lezzetle olgunlaştırıyor. Hiç bir delil olmasa da sadece güneş Allah'ın varlığını ispata yeter.
İşte Mevla Teala vahdaniyetine ve kudretine delalet etmesi için güneşi bir ziya ayı da nur sahibi kılmıştır. Güneşin ışığı daha güçlü ve mükemmel olduğundan, güneşte bulunan ışığa ziya, aydakine ise nur adını vermiştir. Güneşle aydan herbirerlerine konaklar tayin etmiştir. Uzun bir yola giderken yollarda hanlar vardırya işte onlara konak denir. Ancak insan onlara isterse girer, istemezse girmez.
İşte Mevla Teala bunlar için konaklar yaptı. Çünkü yılların hesaplanması ve bilumum hesap işleri güneş ve ayın hareket etmesiyle bilinir. Mesela güneş bir muhitte doğar bir muhitte batar, böylece geceleri ve gündüzleri meydana getirir. Bir müddet gündüzleri uzar, bir müddet sonra da geceler uzamaya başlar.
Gene aynı şekilde ayın da gökte müteaddid konakları vardır. Ayın hareketi ile de insanlar ayların, haftaların, günlerin vakitlerini bilerek muamelelerini tayin ederler. Oruç gibi ibadetlerde, bayram gibi günlerde hilalin görülmesine itibar edilir.
İşte Cenab-ı Hak güneş ve aydan herbirerlerine konaklar tayin etmiştir ki senelerin sayısını ve hesabını bilelim. Eğer güneş ve ay yerinde dursalardı kimse takvimi yapamazdı.Ne sene, ne gün, ne dakika hiçbirşey anlayamazdık. Bayramı nereden bilecektik,haccı nereden bilecektik? İddet vaktini nasıl ayarlayacaktık?
Peki bunları yerinden oynatan kim? İnsanoğlunun güneşe bakmaya bile kudreti yok. Bu kadar mesafeyi dolaştığı halde dakika şaşmıyor. Ne hayret edilecek bir düzen! Ne şaşılacak bir ayar! Yani akıl duruyor. İşte bunları güzel düşünmeli. Şimdi bizim milletin çoğu yemeği biliyor. Ona sadece yemek ver yesin yutsun. Halbuki yemeği yetecek miktarda yiyip bu işleri düşünse büyük insan olur.
Yazın sıcaktan bunalıyor, kışında soğuktan şikayet ediliyor. Niçin böyle oluyor biliyormusunuz? Mevla Teala Hazretleri bizi rahat ettirmiyor ki dünyayı sevip ona dalmayalım.