Gelelim dersimizin ayet-i kerimesine
"İman edenler, hicret yapanlar, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlar, Allah katında daha büyük dereceye sahiptirler, işte bunlar, dünya ve ahiret saadetine kavuşanlardır."
İman, itikad temelidir. Bunda yanlış olursa hiç musamaha yoktur. Fakat ameller de hata olursa affedilebilir. Bir insanın itikadında bozukluk varsa hiçbir işinde hayır yoktur. Her bir mü'minin itikadının ehl-i sünnet vel cemaat mezhebine uygun olması lazımdır. Çünkü itikadda en doğruyu Ehl-i sünnet vel cemaat mezhebi bulmuşlardır. Bunlar, Nesfi, Sevadü'l Azam, Şerhi makasıd gibi muteber akaid kitaplarında yazılıdır.
Bu işe: (elif, be'den) (nasara, yensuru'dan) yani Kur'an-ı Kerim'i tecvid ile okumak ve "Sarf ve Nahiv" ilimleriyle başlanır. Siz ne bahtiyar kişilersiniz ki bu yolda gitmeye çalışıyorsunuz, emek veriyorsunuz.
Ayet-i Kerimede imandan sonra ikinci övülen vasıf "Hicret" idi. Bunun Allah katındaki ehemmiyeti beyan eden başka bir ayet-i Kerimeye bakalım;
"(Mekkeden hicret vacip olduğu zaman ordan hicret etmeyip küfür diyarınada kalıp) nefislerine zulmettikleri halde, melekler canlarını aldığı kimselere (azarlama kasdı ile) şöyle derler: "Ne işte idiniz?" onlar:"Biz Mekkede zayıf kimselerdendik hicret etmekten aciz idik" derler. Melekler de: "Allah'ın arzı geniş değilmi idi? Sizde oraya hicret edeydinizya!" derler. İşte onların yeri cehennemdir. O, ne kötü bir dönüş yeridir!" (Nisa suresi:97)
"Erkek, kadın ve çocuklardan gücü yetmeyen biçarelerle hicret için yol bulamayanlar müstesna (onlar cehennemlik değildir)" (Nisa suresi:98)
"Çünkü Allah'ın bunlardan o günahı affetmesi umulur. Allah çok affedici, çok bağşlayıcıdır." (Nisa suresi:99)
"Her kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer ve genişlik bulur. Kim Allah'a ve Resulüne itaatte hicret ederek evinden çıkarda sonra ölüm kendisine yetişirse, onun ecri (mükafatı) gerçekten Allah'a aittir. Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir." (Nisa suresi:100)
Lazım olduğu zaman da hicret etmenin önemini gördünüz mü? Böyle bir muhacirliği yapmayana ne kadar tehditler var. Neden bu kadar gerekli oldu? Çünkü dinsizlerin arasında insan din-iman koruyamıyor. İnsan dinini nerede muhafaza edebiliyorsa orada kalmalıdır.
İnsan yerleştiği yeri güzel bulup burası havadar, meyveleri bol, arkadaşları iyi ben onlardan ayrılamam diye düşünüp hicret etmezse o zaman Din-i mübin-i islam'ın zail olmasına razı oldu demektir.
Bulgaristan'da neler olamdı ki, camiler yıkıldı, isimler değiştirildi, erkek çocuklarına sünnet olma kaldırıldı daha ne hakaretler yapıldı. İşte bu şartlarda Hicret edilebilir.
Dersimizin ayet-i kerimesinde de bu üçüncü vasıf olarak "Allah yolunda cihad" diye zikrolunmuştu. İşte bu cihad varya; Cihad-ı Ekber ve Cihad-ı Asgar olamk üzere ikiye ayrılır ki; Yunan, bulgar gibi düşmanlarla yapılan cihada "Cihad-ı Asgar" (küçük savaş) insanın kendi nefsi ile olan mücadelesine de "Cihad-ı Ekber" (büyük savaş) denir.
Cihadı Allah rızası için yapmalıdır. Niyette hiçbir ivez, garaz bulunmamalı. Zira bir Hadis-i Şerif de Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki: "Kıyamet gününde bir kimse getirilir. Ona; dünyada ne ibadet yaptın? diye sorulur.
(Cevap verip) der ki:" Hak Teala yoluna canımı feda ettim, harpte şehid oldum. Hak Teala buyurur ki: Yalan söylüyorsun, sana kahraman desinler diye savaştın ve onu da dediler buyurur. Ve onun (alacağı bir mükafat kalmadığından) cehenneme atılması emrolunur."
Bütün ibadet ve muamelatımızda niyetin halis olamsı için çok dikkat edilmelidir.
Dersimizin ayetlerine devam edelim:
"Rableri onlara, kendinden bir rahmet ve rıza ile, içinde tükenmez nimetler bulunan cennetleri müjdeler."
Allah-u Teala ve Tekaddes Hazretlerinin müjdesine nail olmanın çaresi iman, hicret ve fisebilillah cihattır. Ne mutlu bunu becerenlere.
Rızaullah bütün saadetlerin fevkindedir. O cennetler ki göz görmedik, kulak işitmedik, hatıra hayale gelmedik nimetlerle dolu fakat hepsini unutturacak bi nimet var o da cennette Mevla'nın cemalini müşahede etmektir.
(Ders ayeti)
"Onlar cennetler de ebedi olarak kalıcıdırlar. Muhakkak ki en büyük mükafat Allah katındandır."
Dolma bahçe sarayı bizim olsa yemeklerimiz pişirilse, özel hizmetlerimiz görülse bizim yine hatırımızda olur ki bir gün muhakkak ölüm gelecek.
Surur, sevinç içerisinde bulunan kişinin en büyük gamı (kederi) bütün onlardan ayrılacağını bilmesidir.
Cennette ise ayrılık, ölüm, kötü söz, aşırı soğuk, aşırı sıcak yoktur.
Allah-u Teala ve Tekaddes Hazretleri , mü'minlerle kafirlerin müsavi olmayacağını ve mü'minler arasında büyük derece farkları olduğunu taat eden kimseler için Allah'ın indinde büyük ecirler bulunduğunu beyan ettikten sonra, mü'minlerin kafir ana ve babalarını veli ittihaz etmemeleri hususunda bazı hükümleri beyan etmek üzere buyuruyor ki;
"Ey o iman edenler!... İman üzerine küfre muhabbet eden babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler tutmayın. Sizden bir kimse onlara dönerse işte ancak zalimler onlardır."
Anan, baban, kardeşin veya yakınların küfrü iman üzerine tercih ediyorlarsa onları dost edinmemelidir. Ancak ana-babanın zaruri ihtiyaçları olursa giderilir lakin onlar sevilmez. Nitekim buna dair Mevla buyuruyor;
"Bununla beraber ana-baban bilmediğin (putlardan ve şirkten ibaret) bir şeyi bana ortak koşman için seni zorlarsa, bu takdirde kendilerine itaat etme. Onlara, dünyada iyi bir şekilde sahiblik et ve bana yönelenin (mü'min kimsenin) yolunu tut. Sonra dönüp bana geleceksiniz de, ben size yaptıklarınızı haber vereceğim." (Lokman suresi:15)
Ne hain ana babalar var. Bugün kaç kişiden telefon geldi. Gençler diyorlar ki: "Dini ilimleri okumak istiyoruz fakat anamız, babamız bırakmıyor." Anne baba razı olmayınca çocuk da: (ferra, yefirru, firaren) sigasını uyguluyor. Yani kaçıp gidiyor.
Hayırsız evlad anne-babanın ehli (yakın akrabası) olmadığı gibi, hayırsız ana-babada hayırlı evladın ehli olmuyor.
Bazı ana-babalar islamı tam tatbik etmeye çalışan çocuklarının aklından şüphelenip Bakırköy'e götürmeye dahi yeltenebiliyorlar. Bu neden oluyor? Kişilerin imanı kolaylıkla paslanır demirin paslandığı gibi ki onun cilası zikretmektir. Bir kere Allah dedin imanın tazelendi bir daha dedin daha fazla tazelendi. Peki ya denmezse denmediği müddetçe kalbi paslanır ve kişiyi evladı zikrediyor diye Bakırköy'e götürmeye kadar katılaştırır.
Eyvah! İnsan ne yapması gerekirken nereye gidiyor.
İlim tahsile müsade edilmeyen bir çocuğun hali ne olacaktır alaca dana gibi yatacak mıdır?
KÖTÜ OLURSA ANA
ONUN EVLADI OLUR ALACA DANA
KORKARIM CEHENNEMDE YANA