Tekrar ayetimize dönelim.
   Dünyada ve ahirette hamdler kendisine mahsus kılınan Mevla Teala Hazretleri Hakim olduğu gibi Habir'dir. Yani her şeyden ziyade haberdardır. Peygambere karşı yapılanlardan haberdar olmasa, peygamberi muhafaza edebilir miydi?

   İmam-ı Rabbani Hazretleri anlatıyor:''Mevla Teala, benden perdeyi açtı ve cin âlemini gösterdi. Baktımki yeryüzünde toplu iğne atacak kadar yer yoktu. Her bir cinin başında da bir melek bir topuzla bekliyor. Birine bir kötülük yapmak istediğinde topuzla onun başına vuruyor. Allah'ın emriyle. Bazısına Allah emir vermiyor. O zaman o kişiye cinler musallat oluyor. Yine Allah'ın izniyle.''

   Yani:''Ben kayırıyorum sizi, siz beni değil.'' buyuruyor Mevla'mız.

   Madem Rabbimiz herşeyden haberdardır. Öyleyse niçin O'na boyun eğilmiyor. Yine bildiğimizi yapıyoruz. Böyle güzel Allah-u Teala'dan sana emirler geliyor ve sen yapmıyorsun. Allah'a güvenmiyorsun.
   İbrahim (Aleyhisselam)'ı düşünelim. Müşrikler İbrahim (Aleyhisselam) ı ateşe attıklarında, Cebrail (Aleyhisselam) onu karşılayıp:''Ya İbrahim bir hacetin var mı?'' diye sordu. İbrahim (Aleyhisselam) ise cevaben:''Sana ihtiyacım yoktur.'' dedi. Cebrail: ''Öyleyse Rabbinden iste.'' deyince İbrahim (Aleyhisselam): ''O benim halimi bilir.Bu bana yeter.'' cevabını verdi.
   İbrahim (Aleyhisselam) ın kuvvetli tevekkülüne karşılık ateş onu yakmadı ve bizzat Mevla Teala ateşe hitaben buyurdu ki: ''Ey ateş! İbrahim üzerine soğuk ve selamette ol.''(Enbiya 69)

   İşte böyle Allah'a güvenmek lazımdır. Ancak ve maalesef imanlar tamamlanamadı. Mesela bir erkeğe:''Sakal bırak'' diyoruz.''Ben insanların içine nasıl çıkarım'' diye cevap veriyor. Bunu kimin buyurduğunu hiç düşünmüyor.

   Bir insan anasının rahmine düştüğünde bir toplu iğnenin başından daha küçüktür. O anne 50 kg., 60 kg. kaldırır, çeşitli hareketler yapar ama yinede çocuk düşmez. Onu, Hakim olan Allah muhafaza eder. Dünyaya geldiğinde çocuk kendi başına yiyemez, içemez, soğuktan ve sıcaktan korunamaz. Ana, baba veya diğer bakıcıları sebep kılıp yine onu Allah muhafaza eder.

   Onun için güvenelim Allah'ımıza. Çarşaf giymekle, sakal bırakmakla insanlara önder olmuş oluyoruz. Hakkında konuşanlar oluyor fakat mani olamıyorlar. Öylelerine yakınlık göstermek lazım. Bizim yardımcımız Allah'tır. Her hususta olduğu gibi bu hususta da O'na güvenmeliyiz. Şimdiye kadar hangi tehlikeyi başımıza getirdi. Şimdiye kadar Mevla bizi hep muhafaza etti. Onun için iyilikte önder olalım. Rehberlik yapalım.

   Furkan Suresi'nin şu ayeti kerimesini unutmayalım:
  ''Onlar (öyle kullarım var) ki, Ey Rabbimiz bize zevcelerimizden ve nesillerimizden gözlerimizi aydın edecek iyi kimseler ihsan et. Ve bizi takva sahiplerine önder yap, derler.''(Ayet 74)

   Ne demek bu? Yani bizi takva da öyle ilerlet ki herkese önder olalım. Bakın, bu kibir olmuyor ve iyiliklerde örnek olunmak isteniyor. Çarşaf giyiyorsunuz kaç kişinin de giymesine sebep oluyorsunuz. Giymeyenler olsa da, onlarda doğru kıyafetin bu olduğuna inanıyorlar.

   Geçenlerde İngiltere'den birisi geldi. Bir çok haberler verdi.17 yaşında bir çocuk müslüman olmuş ve sarığı görmüş: ''Bu ne?'' diye sorup öğrenince hemen bir tane sarık sarmış kafasına. Fakat bizim müslümanlara 50 sene anlatırsın korkusundan saramaz, hemde inandığı halde. Bu demektir ki inanmıyorlar. Tam güvenmek lazımdır.

   Resulullah Efendimizin buyurmuş olduğu hadis-i şerife dikkat edelim:
  ''Her kim güzel bir sünnet (bir iş) tesis ederse onun için sünnetin ecri ve ondan sonra o sünnet ile amel edenlerin ecri, onların ecirlerinden bir şey noksan olmaksızın vardır. Bir kimsede kötü bir sünnet (bir iş) tesis ederse, o sünnet günahı ve ondan sonra o sünnet ile amel eden kimselerin günahı, onlarından günahlarından bir şey noksan olmaksızın onun üzerine olur.''

   Bu hadiste güzel işlerde önder olmaya teşvik vardır.

   Ders ayetimize devam edelim:
   ''(Allah-u Teala hazretleri) yere ne giriyor ve yerden ne çıkıyor, gökten ne iniyor ve göğe ne yükseliyor hepsini biliyor. O, ziyade merhamet sahibidir. Ziyade mağfiret sahibidir.''

   Mevla Teala yere girenleri, kaç tane tohum, kaç tane insan girdiğini biliyor. Mesela birisi bir şeyi çalıp bir yere gömse, sen onu bilebilir misin? yok. Ama onu Mevla bilir. Bu kadar büyük Allah'ın emri iğne ucu kadar da olsa kırılır mı? Söyleyin...

   Kullarına ziyade merhamet eden ve onları ziyade bağışlayan O'dur. Cenab- Hakkın 100 rahmeti vardır. Bunlardan 99'u ahirete ayırmış bir tanesini dünyada kullarına taksim etmiştir. Mesela bir ana yavrusuna acıyarak, soğukta kalkar, onu emzirir. İşte o rahmettendir.
   99'unu siz düşünün artık. Her gün zelzele olabilir, yerler batabilir. Fakat Mevla Teala bizi muhafaza ediyor. Mesela senin kalbinden neler geçtiğini Mevla insanlara haber verse veya kalbini bir kabın içerisine koysalar, bütün düşündüklerini de dışarı çıkarsalar, insanların içine çıkamazsın.
   Yarın Mevla Teala kulunu ridasının altına alacak: ''Kulum sen dünyada filan yerde şu günahı yaptın biliyor musun?'' diye soracak. Kul da: ''Biliyorum Ya Rabbi'' diyecek. Ne zaman ki ona bütün günahlarını ikrar ettirecek ve kabul ettirecek, buyuracak ki:''Kulum! Dünyada kimseye gösterip de seni rezil etmedim. Bu günde seni mağfiret ediyorum.'' Düşünün ki ne kusurlarımız vardır. Bunlar yerin ahiret gününde zahir olsa halimiz ne olur?

   Ayetimize devam ediyoruz:
  ''Ve kâfir olanlar dedi ki: bize kıyamet gelmeyecektir.(habibim) deki: Evet! gaybı bilen Rabbime andolsun ki, elbette size gelecektir. Ondan ne göklerde, ne de yerde bir zerre miktarı ve ondan daha küçük ve daha büyük bir şey kaybolmaz. Hepside ancak apaçık gösteren bir kitapta (lehvi mahfuzda) yazılmıştır.''

   Ölenin kıyameti kopmuştur. Ama bu kıyamet-i suğra'dır. Kıyameti Kübra yakındır. Ancak biz ona kavuşur muyuz, kavuşamaz mıyız Allah bilir.

   Ayetimizde kıyametin geleceğini inkar eden kafirlere bu inkarlarını red ve davalarını iptal etmek üzere Cenab-ı Hak sevgili habibine cevabı talim buyurmuş:''Ve onlara deki Ey kafirler yerde ve gökte bulunan mevcudattan zerre miktarı hiçbir şey ilminden gaip olmayan küçük büyük her şey levh-i mahfuzunda yazılı olan Rabbime yemin ederim ki kıyamet elbette size ve umuma gelecektir.'' diyerek kıyametin vaki olacağını beyan etmiştir.Bundan sonra ki ayetlerimizde de kıyametin gelmesinin hikmeti beyan ediliyor.

(Ders ayeti)
   ''İman edip ameli salih işleyen müminleri mükâfatlandırsın için kıyamet gelecektir. İşte o imanla beraber amel-i salih işleyenler büyük bir ma'firet ve meşakkatsiz güzel bir rızık vardır''

   Orada, çapa vurulmayacak, tarla sürülmeyecek, ekim olmayacak.Bağlarla, bahçelerle uğraşılmayacak.Her istenilen kişinin önüne hazır gelecek.Asıl efendilik, hanımlık orada.Siz hanımlığı burada yapmak istiyorsunuz.Ne siz burada hanımlık isteyin ne biz efendilik isteyelim.Bir saniye durmayalım.Durulur mu hiç? Geçmiş büyüklerimiz nerelere yükseldi.

(Ders ayeti)
   ''Ve o kimseler ki ayetlerimiz hakkında bizi acze düşürmeleri için koşup durmuşlardır. İşte onlar pek fena, pek elem verici bir azap vardır.''

   Bu ayeti kerime Kuran ahkâmını iptale çalışanların cezalarının pek şiddetli olacağını bizlere haber vermektedir. Cneab-ı Hak bizi Kuran'ı yıkmaya değil yaşatmya çalışanlardan eylesin. Âmin...

(Ders ayeti)
   ''Ve kendilerine ilim verilmiş olanlar görürler ki sana Rabbinden indirilmiş olan O Kur'an haktır ve Aziz, Hamid olan Allah'ın yolunu göstermektedir.''

   Yani kâfirler ne kadar Kuran'ın ayetlerini iptale çalışılırsa çalışsınlar kendilerine ilim verilenler Kuran'ın hak olduğunu bilirler.

İNGİLİZ, SARIĞI HEMEN TAKTI

   
   
Cilt:1                           Sohbet: 21                           SEBE 1-6
   
   
   
SOHBETLER
Mahmud Efendi Hazretleri'nin sohbetleri
 
 
 
SOHBET SONU