İbrahim (aleyhisselam)'ın başta babası olma üzere bütün kavmi putperest idi.Onlara ne kadar analttıysada onları bir türlü putlara tapmaktan vazgeçirememişti.
Bunun üzerine İbrahim (aleyhisselam) putları kırmaya karar verdi.Bir gün kavmi panayıra gidiyordu.Giderken putların bulunduğu yere girdiler, ileri gelenler putlara yaklaştılar.Bayrama çıkmazdan önce yemekler getirip putların önüne koydular.Putların önüne koydukları yemeklerin bereketlendiğini zannederler, döndükten sonra o yemekleri yerlerdi.Adetleri böyle idi.
Bundan sonra İbrahim (aleyhisselam)'a bizimle beraber bayram yerine gelmez misin? diye sordular.İbrahim (aleyhisselam) hasta olduğunu söylerek orada kaldı.
Putperesler bayram yapmaya gittikten sonra İbrahim (aleyhisselam) puthaneye girdi.Putların yanına yaklaştı orada bulunan yemekleri kastederek:''yesenize'' dedi.Putlardan bir cevap gelmeyince onlarla alay ederek ''size ne oldu konuşmuyorsunuz'' diyerek bütün putları baltayla kırmaya başladı.Yalnızca en büyük putu bırakıp baltayı onun boynuna astı.
İbrahim (aleyhisselam)'ın kavmi bayam yerinden dönüp putlarının parçalanmış olduğunu görünce:
''Dediler ki; bizim ilahlarımıza bunu kim yaptı her kim yaptıysa şüphesiz zalimlerdendir.''
''Dediler ki: kendisine İbrahim denilen bir genci işittik ki onları (putlarımızı) anıp duruyor.''
''Dediler; onu insanların gözü önüne getirin, umulur ki onlar şehadette bulunurlar''
Bunun üzerine İbrahim (aleyhisselam)ı getirdiler.
''Dediler ki Ey İbrahim! Bizim ilahlarımıza bunu sen mi yaptın?''
Hazreti İbrahim'de onların ahmaklıklarına işaret ve putların ne kadar aciz şeyler olduğunu izhar için:
''Dedi ki:Belki onu onların şu büyüğü yapmıştır.Eğer konuşuyorlarsa ona sorunuz.''
İbrahim (aleyhisselam) böyle deyince müşrikler bir an yaptıkları hatanın farkına vardılar.
''Bunun üzerine kendi nefislerine döndüler de dediler ki: siz şüphesiz zalimlerdensiniz.''
''Bundan sonra başları üzerine (eski kafalarına) döndüler de (dediler ki):Muhakkak sen bilirsin ki onlar konuşamazlar.''
''Bunun üzerine İbrahim (aleyhisselam) dedi ki, O halde Allah'dan başka size hiçbir şey ile fayda veremeyecek ve zararda def edemeyecek bir şeye mi ibadet edersiniz.''
''Yazık size ve Allah'tan başka taptıklarınıza, hala akıllanmayacakmısınız?''
İbrahim (aleyhisselam) böyle konuşunca Nemrut ve damları bir ateş yakmaya ve İbrahim (aleyhisselam) ı o ateşe atmaya karar verdiler.
''Dediler ki: Onu yakınız ve ilahlarınıza yardım ediniz.Eğer bir iş yapacaksanız.''
Nemrutun emri üzere, kavmi, İbrahim (aleyhisselam) I yakamak için bir meydana odun yığmaya başladılar, bu hal bir ay kadar devam etti.Nihayet bu odunları yakınca çok büyük bir ateş meydana geldi.Öyleki havada uçan kuşlar bu ateşin harareti ile yanıyordu.Yedi gün bu ateş devam etti.Ateş o kadar yüksek olmuştu ki, İbrahim (aleyhisselam) ı o ateşe nasıl atacaklarını bilemiyorlardı.
Bu arada şeytan insan suretinde gelip onlara mancınığı öğretti.Böylece mancınık yapıp İbrahim (aleyhisselam) ı ateşe savurdular.İnsanlardan ve cinlerden başka bütün yer ve gök ehli, bütün melekler sayha ederek:''Ya Rabbi! Senin halilin ateşe atılıyor, yeryüzünnde ondan başka sana ibadet eden yok bize izin verirmisin ki ona yardım edelim.'' dediler.
O zaman Cenab-ı Hak:''Eğer sizden birinizden yardım isterse muhakkak ona izin veriyorum.Yok eğer kimseden yardım beklemezde bana sığınırsa benimle onun arasını bırakın.'' buyurdu.
İbrahim (aleyhisselam) havadayken İsrafil (aleyhisselam) geldi.Dedi ki:''Ya İbrahim! rüzgarlar, yağmurlar benim emrimde dilersen yağmurlar yağdırayım, rüzgarlar estireyim bu ateşi söndüreyim.'' İbrahim (aleyhisselam) ise:(Hasbunallahu ve ni'mel vekil) ''Bana Rabbim kafidir, O ne güzel vekildir.'' dedi.Bu sefer Cebrail (aleyhisselam) geldi: ''Bir hacetin var mı?'' diye sordu.İbrahim (aleyhisselam) yine: ''Rabbim bana yeter'' cevabını verdi.
Cenab-ı Hak O'nun hiç kimseden yardım taleb etmeden yalnızca kendisine sığındığını görünce bizzat ateşe kendisi hitap ederek:
''Dedi ki: Ey ateş! İbrahim üzerine serin ve selamette ol.''
Cenab-ı Hakkın bu tecellisi karşısında ateş derhal tesirini kaybedip Hazreti İbrahim'e asla zarar veremez hale geldi, orası adeta yeşilliklerle dolu bir bahçe haline geldi.
İşte bu kıssa hakkın batıl üzerine galip geldiğinin, hakka delalet ve irşad için çalışanları Mevla Teala'nın daima himaye eylediğinin en güzel örneğidir.
Birde Resulullah'ın mağarada ki halini düşünün.Mekke müşrikleri islam dininin yayılmasına mani olmak için Allah'ın Resulunu öldürmeye karar vermişlerdi.Resulullah Efendimiz Hazreti Ebubekir ile beraber Mekkeden Medine'ye gitmek üzere yola çıkmışlar gece sevr dağında bir mağaraya sığınıp orada sabahlamışlardı.
Sabah olunca Resulullah'ın Mekke'den çıktığını öğrenen Kureyş müşrikleri onların izlerini sürerek mağaraya kadar gelmişlerdi.Mağaranın kapısında kuşların yuva yaptığını, örümceğin ağ ördüğünü görünce eğilip de mağaraya bakmamışlardı.Halbuki eğilipde bakmış olsalardı, onları görebilirlerdi.Bakmadılar, bakamadılar.Çünkü Allah var, O baktırmıyor.
Bu esnada Ebubekir (radıyallahu anh) ın kalbine bir korku düşüyor:''Ya Resulallah ayaklarının ucuna baksalar bizi görecekler.'' diyor.Bunun üzerine Peygamber Efendimi (Sallallahu aleyhi ve sellem):''Ey Ebubekir! Mahzun olma Allah bizimle beraberdir.'' buyuruyor.Ve orada Hazreti Ebubekir'in kalbine teveccüh ediyor.
''Allah (-u Teala) Hazretleri oun (Hazreti Ebubekir'in) üzerine sukünet indirdi.''(Tevbe 40 dan)
İşte Allah Azza ve Celle Hazretleri böyle korkulu bir günde peygamberine yardım etmiş, Hazreti Ebubekir üzerine suküneti inzal buyurarak onu hüzünden kurtarmıştı.
Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir tanedir.Nasıl ki uluhiyette Allah'ın ikincisi yok ise varlıklar içerisinde de Resulullah'ın ikincisi yoktur.
Peygamberimiz buyuruyor ki:
''Ben Allah'ın nurundan yaratıldım, müminlerde benim nurumdan.'' Kafirlerde Onun nurundan yaratılmıştır ama onlar nurlarını söndürmüşlerdir.