Peygamber Efendimiz fazlasıyla uzun ve pek de kısa boylu olmaması onun şerefli sıfatlarındandır.Tek başına yürüdüğü zaman orta boyluluğa nisbet edilirdi.Bununla beraber bir kimse uzun boylu sayıldığı halde Hazreti Peygamber ile yürüdüğünde mutlaka Hazreti Peygamber ondan uzun görünürdü.Bazen iki uzun boylu kişi kollarına girerdi ve Hazreti Peygamber onlardan daha uzun görünürdü.Onlar Hazreti Peygamberden ayrıldıkları zaman kendilerine uzun boylu denirdi ve Hazreti Peygamber de orta boylu diye vasfedilirdi.Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:
”Hayrın tamamı orta boyluluktadır”(Ebu nuaym)
PEYGAMBERİN RENGİ
Mubarek rengi beyazdı.Tam esmer değildi ve beyazlığı da pek fazla değildi.Rengine ne sarılık,ne kırmızılık ve nede herhangi bir renk katılmıştı.Amcası Ebu Talib kendisini vasf ederken şöyle dedi:’Beyazdır.Onun yüzüyle yağmur istenir.Yetimlerin sığınağı ve dul kadınların kalesidir’.
Bazılarıda Hz.Peygamberi şöyle vasıflandırıyordu:‘Beyazlığına hafifçe kırmızılık karışmıştı
Dediler ki:‘Ancak Peygamber’in, güneş ve rüzgar gören yüzü ve boynu gibi azalarının beyazlığına hafif kırmızılık karışmıştır.Kırmızının karışmadığı duru ve saf bulunan kısımlar ise, elbise altında, güneş ve rüzgar görmeyen yerlerdi.”(Beyhaki)
Hazreti Peygamberin yüzündeki ter inci gibiydi.Engüzel kokan miskten daha güzel kokuluydu…
SEVGİLİLER SEVGİLİSİNİN SAÇI
Mubarek saçı güzel va taranmıştı.Ne kıvırcıktı ne de tamamen düzdü.Peygamber Efendimiz saçının taradığı zaman kum taneleri gibi tarağın önünden akardı.Saçlarının omuzlarına kadar indiğine dair rivayetler olsada kuvvetli rivayetlere göre kulak memesine kadar olduğudur.Bazen saçını kulaklarının üzerine kıvırır, uçları saçlarının arasından pırıl pırıl görünürdü.Mubarek saçında ve sakalında 17 adet beyaz vardı.Bu rakamdan fazlası yoktu(Beyhaki).
Hazreti Peygamber yüz bakımından insanların en güzeli ve en nurlusu idi.Onu vasfeden herkes mutlaka kendisini ayın ondördüne benzetmiştir.Derisinin pürüzsüzlüğünden sebep kızdığıda,sevindiğide hemen anlaşılırdı.Ashabı Kiram derlerdiki ”HazretiPeygamber, arkadaşı Ebubekir’in vasfettiği gibidir’
Nitekim Hazreti Ebubekir şöyle vasıflandırmıştır:‘Emindir,seçilmiştir.Hayra davet eder.Tıpkı kendisinde karanlığın kalmadığı ondördündeki ay gibi parlar’…
ŞEMALİ
Hazreti Peygamber’in alnı oldukça geniş, kaşları kavisli ve tamdı.Kaşlarının arasında açıklık vardı.Sanki iki kaşın arası gümüş gibiydi.Efendimizin iki gözü büyükçe idi.Göz bebeği simsiyahtı.İki gözünde de kırmızılık vardı.Kirpikleri oldukça uzun ve çokluğundan neredeyse karışır bir vaziyette idiler.Mubarek burnu dümdüzdü.Burnunun üst kısmında hafif bir çıkıntınında olduğu rivayet edilir.Dişleri hafif aralıklıydı.Ağız yönünden insanların en latifi idi.Yanakları, elmecık kemikleri yüksek olmaksızın çekikti.Yüzü ne uzun, ne de yuvarlaktı.İkisinin arasındaydı.Mubarek sakalı gürdü.Mubarek sakalını uzatırdı.Bıyıklarınıda kısaltırdı.Güneş ve rüzgar gören boyun kısmı sanki gümüşten yapılmış ve altınla süslenmiş gibiydi.Pırıl pırıl parlıyordu…
Hazreti Peygamber’in göğsü oldukça genişti.Bir kısmının eti diğer ksımı geçmezdi.Göğsün üst kısmı ile göbeği tüyler ile birleşiyor bunlardan başka ne göğsünde nede karnında tüy yoktu.Omuzlaının arası geniş idi.İki omuzunun arasında nübüvvet mührü vardı.Bu mühür sağ omuza daha yakındı.Bu mührün ortasında bir ben vardı ve sarıya çalan bir rengi vadı.(İbni Ebi Hayseme)
Hazreti Peygambeşin pazuları ve kolları kalındı.Bilekleri uzun ve büyüktü.El ayaları genişti.Elinin etrafı ve parmakları uzundu.Mubarek el ayası ipekten daha yumuşaktı.Güzel kokuyu ister sürsün ister sürmesin sanki ayası güzel koku satan bir attarın ayası gibi daima güzel kokardı.Hazreti Peygamber ile el sıkışan bir kimsenin elinden bütün gün mest edici bie koku gelirdi.
PEYGAMBER EFENDİMİZİ RÜYADA GÖRMEK İÇİN
Çeşitli dua kitaplarında görürsünüz.Peygamber Efendimizi rüyada görmek için yapılacak dua diye.Bu dualar yerine ağlayarak ve içten kendi dilimize kalbimizin derinliklerinden gelen dualar ile yalvarmak daha doğru ve yerinde olur.Efendimizi rüyada görmek için öncelike olması gereken şey aşktır.AŞK.
Ona aşık olmak sünnetine uymak ve istemekle beraber ayrıca nasib işidir.
Şöyle meşhur bir kıssa anlatılır:
Adamın biri Efendimizi rüyasında görmeyi çok arzulamaktadır.Hocaefendinin birine bu isteğini anlatır ve çaresini ister.Hocaefendi adama bir kilo balık almasını ve pişirip yemesini ancak o akşam balık yemeğinden sonra hiç su içmemesini söyler.Adam balıkla Efendmiz arasında bir ilşki ve bağlantı kuramaz ama denildiği gibi yapar.O akşam balık kızartılır ve yenir.Gece boyu hiç su içmez ve büyük bir heyecanla yatağına uzanır.Adam rüyasında dereler,pınarlar,çağlayanlar,şelaleler görür ve adeta sular içerisinde kaybolur.Ertesi günü Efendimizi rüyada görememenin verdiği hüzünle hocaefendiye sitem etmek için yanına geldiğinde hocaefendi ne gördüğünü sorar.Adam gördüklerini anlatır.Hocaefendi yapılanlara açıklık getirir:”Sen o gece suyu çok istiyordun rüyanda dereler,pınarlar gördün.İşte olması gerekende budur.Yani aşktır,istemektir.Bu istek kalbin ve ruhun derinliklerinden gelmelidir.”der.
www.ismailaga.info
Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !
BENZER YAZILAR:













