Mevlana hazretleri buyuruyor ki:
“Hiçbir demir kendi başına keskin kılıç olmadı
Mevlana’da Şems-i Tebrizi’nin müridi olmadıkça Rum diyarının efendisi olmadı”

   Gönül Sultanının verdiği mesaja bakın: Hiçbir demirin kendi kendine keskin bir kılıç, bıçak veya hançer olamayacağı gibi, bizlerde bir Allah dostunun dizi dibine çökmedikçe adam olamayız diyor. Demir ve kılıç tabirinin kullanılması boşuna değildir. Demirin demircinin elinde şekil aldığı gibi, insan da ehli sünnet, hakiki bir mürşide intisab ederek kendini ona teslim etmelidir buyuruyor.

   Yani Mevlana Hazretleri derslerine sadık bir mürit ve kemale ermiş büyük bir mürşittir. Tasavvuf yoluna intisab ederek ilim kanadına bir kanat daha eklemiş, bu iki kanat ile birlikte Rum Diyarının ve gönüllerin Sultanı olmuştur.

   Bütün bunların yanında en büyük eseri olan Mesnevi’de takva, ilim, tevazu, İslam, iman, Akaid, kafirler, hıristiyanlar, yahudiler ve hayata dair bir çok meseleyi ele almış, ilimde derya misali büyük bir alimdir.

   Dolayısıyla bütün bu yönleri ve mesajları varken Mevlana Hazretlerini entari giyerek dönen insanlarla nasıl anlatabilirsiniz?

MEVLANA VE SEMA
   Lügatte işitmek mânâsındadır. Şimdikiler dönmek manasını kullanıyorlar.

   Mevlana Hazretleri sema etmiş olsa bile bu tamamen tarikatta mevcut bulunan feyiz ve coşkunluğun bir eseridir. Kadiri gibi bazı hak tarikatlarda da cehri zikir ile kendinden geçme halleri vardır. Bunların hepsi Allah’u Teala’yı zikretmek, fikretmek ile elde edilen tarikat makamlarının, feyiz ve coşkunun tezahürüdür.

   Yani sema bir ibadet olmayıp, tamamen kişisel bir tepkidir.

   Mesela bizler güzel bir haber aldığımızda çok sevindiğimiz zaman elleri birbirine vurmak, havaya zıplamak vs. gibi gayri ihtiyari tepkiler verebiliriz. İşte sema da böyle bir hadisedir.

   Yoksa Mevlana Hazretleri duyduğu bir ney veya bir çalıg sesi ile kalkıp da dönmemiştir. Bu iddia O’nun Peygamberimizin çizdiği sünnet çizgisine olan bağlılığına aykırıdır.

MEVLANA DÖNE DÖNE ANLATILIR MI?
   Mevlana Hazretleri dönmüş veya dönmemiş ama bu mübarek zat adına yapılan organizasyonların talihsizliğine bakın. Adamlar Japonya’dan, Amerika’dan ve daha birçok ülkeden Mevlana Hazretlerini ziyarete geliyor. Çoğunluğu gayri müslim olan bu ziyaretçilere sema gösterisi yapıyorlar. Mevlana’yı tanımaya gelen adam karşısında on tane durmadan dönen adam görüyor. Yani nedir bu hal?

   Adam ülkesine gittiği zaman ne anlatacak? Başı külahlı, altı entarili on tane adamın dönüşünden başka aklında ne kalacak?

KADIN SEMAZENLER SAÇMALIĞI
   Bakın bu işi de artık o kadar sulandırdılar ki, kadınları da işin içine kattılar. Kadınlarda başlamış dönmeye. Bursa Mevlana Kültürünü Tanıtma ve Yaşatma Derneği ile Osmangazi Belediyesinin ortaklaşa düzenlediği organizasyonda kadınlar sema gösterisi yapmışlar. Mevlevi üstadı olarak bilinen Mustafa Özbağ da “kadınların sema yapmasında bir sakınca bulunmadığını vurgulayarak, ”(Kadın sema edemez) diye bir kaide yoktur” demiş.

   Arkadaşlar, Peygamberimiz kadının namazını bile evinde ve hatta evinin özel bölümüne kılmasını tavsiye etmiştir. Bakın efendimiz ne buyuruyor:
   “Kadının Rabb’ine en yakın olduğu yer, evinin iç kısmıdır. Kadının, evinin avlusunda kıldığı namaz mescitte kıldığı namazdan daha faziletlidir. Evinde kıldığı namaz avluda kıldığı namazdan; evin iç kısmında kıldığı namaz evinin açık yerinde kıldığı namazdan daha faziletlidir.” (Ebu Davud, Salat, 53; Zebidi, Ithaf, 6/230)

   Yani Peygamberimiz kadınların evinde ibadet etmelerini teşvik etmiştir. Sema ise bir ibadet bile değilken, kadınların bu gösteriye alet edilmesi de neyin nesi oluyor?

   Madem çok dönmeyi istiyor gitsin evinde istediği kadar dönsün. Milletin önünde gösteri yaptırmak ve bunu Mevlana adına yaptırmak ne oluyor? Bu gün ayrı ayrı dönerler yarın erkek-kadın beraber dönerler. Sonra başlarlar dans etmeye. Bu işler hep böyledir. Taviz tavizi doğurur…

   Mevlana Hazretlerinin temiz yolu da işte böyle kirletiliyor. Artık herşeyi öyle bir sulandırıyorlar ki, insanların midesi bulanacak hale getiriyorlar.

 MEVLANANIN YOLUNA YAKIŞANI YAPIN
   Bu konuda sorumlu olan herkes çok dikkat etmelidir. Kendileri bizzat böyle şeylere karşı çıkarak bu yolu korumanın gayreti içerisine girmelidir. Özellikle gayri Müslimlere Mevlana’nın Müslüman kimliği öne çıkarılarak, Peygamberimize olan bağlılığı, Allah’ın emirlerine olan bağlılığı ve yasaklarından kaçınması gibi konular işlenmelidir.

   Kanuni’yi lekeleyenlerin o yüce sultanın hakkına girdikleri gibi, Mevlana’nın yoluna yakışmayan harekler sergilemek ve insanlığa yanlış tanıtmak hatta eksik tanıtmak, Gönüllerin Sultanına yapılan büyük haksızlıktır. Bu büyük bir vebaldir. Ahirette Mevlana’nın yakamıza yapışmasını istemiyorsak bu türlü yanlışlardan dönmemiz gerekiyor.

www.ismailaga.info

Tüm cep telefonu fırsatları için tıklayın !

BENZER YAZILAR:

  1. DİYALOGCULARA MEVLANA TOKADI
  2. ALLAH DOSTLARINI MEVLANA’DAN DİNLEYİN
  3. Kadir Çöpdemir’den Mevlana dersi
  4. TÜRKİYE’DE FİTNE NEDİR – FİTNENİN SEBEBİ NEDİR
  5. FAKİR MÜSLÜMANLARA KAZANMA YOLU

7 Comments

  • İhvan ömer diyor ki:

    Mevlananın her şeyini bırakmışlar dönmesine kalmışlar. Hemde insanları eğlendirmek için yapıyorlar bazı düğün cemiyetlerinde felan, ramazanda akşamleyin bazı belediyeler yaptırıyor çok saçma yani

  • Osmaniyeli diyor ki:

    Dön dön dur bakalım zikir yok ilim yok, Kur’an yok dönünce kemale eriyor sanki

  • raşit uymaz diyor ki:

    şu kadın semazen meselesi benimde canımı sıktı çok şaşırdılar Allah ıslah etsin bakalım daha neler görcez

  • Berkay diyor ki:

    Ahir zaman halleri bunlar dostlar. Kur’an ve hadislerde açık açık yazıyor. Hiç mi oku muyorsunuz? Bunlar olacak. İnşaallah hak erleri aramızda olduğu müddetçe sapıtmayacağız.

  • ahmed diyor ki:

    geçen günde show tv de kilisede semazen döndermişler onu kıvançla anlatıyordu

  • metin gün diyor ki:

    döne döne “dönmüşler”,Allah ıslah eylesin cümlemizi

  • mehmet ali diyor ki:

    Mustafa Özbağ sahte bir Mevlevi şeyhidir. Kendisi Nevşehirli Abndullah Baba ünvanlı Abdullah Gürbüz Hazretlerine bağlı bir mürid iken Tasavvufta 6. makamda iken nefs-i emmareye çakılmış ve huzurdan kovulmuş biridir. Bu bilgiyi seneler önce bir müridden dinlemiştim, ne zamandır kulağım Burtsa taraflarındaydı, bunlar ne zaman sapıklığını ortaya koyacak diye bekliyordum. Bugüneymiş meğer.
    Abdullah Baba, meşhur biridir, kendisi seyyidddir, evliyualar Ansiklopedisinde ismi geçer ve 2004 yılında vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin. Nevşehirin eşrafındandır, seyyiddir. Soyu ve şeceresi bellidir, icazeti vardır. (Çorumlu Hacı Mustafa Efendiden…) 100 binin üzerinde kişiyle cenazesi kalmıştır. Nevşehirde halen çok seveni ve müridi vardır.
    Mustafa Özbağın icazeti yok olmasına rağmen, daha Abdullah Baba zamanında Sakarya ve Bursa bölgesine yerleşmiş, orada kendini şeyh olarak tanıtmış, arkasına malum partinin Belediyesini almış ve bugüne gelmiştir. Bir ara sahte Peygamber Mihr denen İskender Evranasoğlunun kanallarına tasavvufi sohbetleri yayınlanıyordu ama son zamanlarda kendisi onu hakkında atıp tutara benzer bir tavır takınmıış durumda.
    Bu adamın ne sahtekar olduğunu son kadın semazen olayında görebilirsiniz. Ehli sünnetim demekle ehli sünnet olunmuyor. Bir de eğer rabıta yaptığın şeyhin hakiki değil değil ise, şeytanın senin alnının ortasına bir taht kuracağını okumuştum bir yerlerde.
    Allahu teala sahte şeyhlerden ve onların bozuk yollarından ve ahir zaman fitnelerinden bizleri korusun. Amin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*


*